Bornova'dan metroya bisikletimle binip Hilal durağından İzban'a aktarma yaptım. Metro ve İzban duraklarında bisikleti elle taşımak oldukça zahmetli bir iş. İzmir Büyükşehir Belediyesinden bu konuyla ilgili çözüm bekliyoruz. Her iki tren de bisikletle binmek için çok kalabalık değildi. İzban trenin en ön vagonunda oturmak için yer bile buldum. İzban havaalanına geldiğinde sinyalizasyon arızası nedeniyle seferin sonlandığını duyurdular. Durakta görüşebildiğim bir yetkili Torbalı hattında arıza oluştuğunu ve hattın ne zaman kullanıma açılacağını bilmediğini belirtti. Ben de tura buradan başlamaya karar verdim. Daha önce gitmiş olduğum Gaziemir-Menderes-Ahmetbeyli-Kuşadası-Güzelçamlı hattında yeniden yol alacaktım.
Havaalanı çıkışında bisikleti merdivenlerden taşımak yine zorlayıcı oldu. Otoparka çıktığımda termometre 42 dereceyi gösteriyordu. Menderes’e kadar 25 km ortalama hızla yol alıp Menderes’de su ikmali yaptıktan sonra Ahmetbeyli kavşağına döndüm. Sıcak biraz zorlayıcı oldu. Rakım kaybetmenin de verdiği avantajla 20-25 km ortalama hızlarla Ahmetbeyli’ye geldim. Menderesten sonrası bölünmüş yol olmasa da trafikte kendimi rahat hissedecek genişlikteydi. Bir benzin istasyonunda 15 dakikalık mola ve birkaç dakikalık su molaları vererek Ahmetbeyli parkurunu tamamlamış oldum. Genelde tarla ve bahçeler arasından, kısmen de ormanlık bölgeden geçen parkur bisiklet turu için oldukça keyifli bir seçenek.
Ahmetbeyli’den sola döner dönmez önüme çıkan rampa bu sefer de gözümü korkutmayı başardı. Tempomu sabitleyerek rampalara tırmanmaya başladım. Bu bölgedeki rampalarda yol genişliği kendimi rahatsız hissedecek kadar dar. Bu nedenle kenarda kalmaya dikkat ederek yol almaya devam ettim. Zirvedeki favori mola yerimi üç aile araçlarıyla doldurdukları için daha ileride mola vermek zorunda kaldım.
Rampaları bitirip Selçuk yoluna yaklaşan düzlüğe indiğimde bacaklarımda yorgunluk sinyalleri vermeye başladı. Kuşadası girişindeki rampalara tırmanmaya başladığımda daha sık durmak ve bacaklarımı birkaç dakika da olsa dinlendirmek zorunda kalıyordum. Sanırım dayanıklılık antremanlarımı arttırmam gerekecek. Kuşturun önündeki rampalardan aşağı inip devlet hastahanesine doğru tırmanmaya başladığımda uzun mola ihtiyacım giderek artmaya başladı. Ancak Kuşadasının içine girmek zaman kaybettireceği için uzum molamı Kuşadası çıkışında vermeye karar verdim. Kuşadası’nı yeni açılan viyadüklerin üzerinden geçerek ışık ve trafiğe takılmadan hızla geçtim. Sanayii rampasından aşağı indiğimde sağda bulunan kahvehanede soda ayran molası verdim ve bir saat kadar oturarak bacaklarımın dinlenmesini bekledim. Su ikmali de yaptıktan sonra Güzelçamlı’ya doğru pedal basmaya devam ettim. Turu gündüz tamamlamayı planlamıştım ama kahvehanede otururken hava karardı. Her tura çıkarken planların tutmayabileceği düşüncesi ile gece hazırlığımı da yapmıştım. Işıklarımı açıp yola devam ettim. Deniz kenarındaki bisiklet yolundan Güzelçamlıya gelmek için Soğucak kavşağından sitelere girdim. Ama sitelerin içinde yolumu kaybedip karanlık bahçe arası yollarda kendimi buldum. Allahtan aydınlatmam karanlıkta beni yönlendirecek kadar kuvvetli idi ancak pili değiştirmem gerekti. Bahçe yolundan Davutlara çıktıktan sonra altıbuçuk saat süren turu Güzelçamlıda sonlandırdım.
Bisiklet ve donanımla ilgili görüşler:
- Bu turda Scott Metrix 30 şehir/tur bisikletimi kullandım. Sabit maşa ve 1.5 inch kalınlığındaki tekerlekler performans olarak yeterliydi. Ancak konfor açısından hareketli maşaya ve daha kalın lastikler kullanılabilir.
- Aktarma organlarının tamamı acera donanıma sahip ve tur boyunca vites geçişleri ile ilgili bir şikâyetim olmadı.
- Fren sistemi deore v fren. Fren performansı da tur boyunca yeterliydi. Gürkan Genç’in frenle ilgili görüşlerini de okuyunca tur bisikletinde v fren daha kullanışlı olduğuna karar verdim.
- Aynı güzergahı iki yıl önce aldığımda spd pedala geçmeye karar vermiştim. Bu turdan sonra da kelebek gidon almamın yararlı olacağını düşünüyorum.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder